• Faesser-TR

    Know-how, teknoloji ve deneyim karışımı ile

  • Flammschutz-TR

    Alev geciktirici bileşikler, alev geciktirici maddeler

  • V-Paste-TR

    Doğal veya sentetik lateks Vulkanizasyon

  • Appreturen-TR

    Bağlayıcılar ve kaplamalar

  • Hilfsmittel-TR

    Yardımcı maddeler ve özellikleri

  • Wesocon-TR

    Yol yapımında bitüm iyileştirilmesi için katyonik lateks

Biyoloji ve teknolojinin ara yüzünde yenilikler

Sanayinin “biyolojikleştirilmesi” adıyla anılan ve bununla bağlantılı olarak değiştirilmiş ürünlere ve üretim yöntemlerine kadar varan süreç, hızlı adımlarla ilerliyor. Bu süreçte, şimdiye kadar kullanılan malzemelerin yerine yeni maddeler ve kompozit maddeler kullanılmaktadır. Fakat kaynakların kıtlaşması da giderek artan bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda yeni imkânlar yaratanlar ve yenilikler sunabilenler, kuşkusuz önümüzdeki on yıllarda kazananlar arasında olacaktır.

Elektrikli hareketlilik ve otomobil üretimi genel olarak bu gelişmeyi hızlandıran faktörlerden biridir. Sadece hafif ve aynı zamanda güvenli ve sağlam yapısal elemanlar yeni (elektrikli) otomobillerin piyasaya hâkim olmasını sağlayabilir. Otomobil tasarımcıları, pek çoğu henüz hayli ağır olan metal parçaların yerine plastikler ve kompozit maddeler geçirerek araçların ağırlığını azaltma ve dolayısıyla menzilini artırma göreviyle karşı karşıyadır.

Dikkat çekici bir yan etki olarak da karbondioksit bilançosunda belirgin ölçüde öne geçen ve “karbon ayak izlerini (Carbon Footprint)” daha da küçültebilen otomobiller ortaya çıkıyor. En önemlisi, otomobil sektörü için geçerli olan, havacılık sektörü için daha da fazla geçerlidir. Burada, plaka şeklinde veya ısıl işlemle şekillendirilebilir parçalar olarak işlenilen “organik saclar” kullanılmaktadır. Söz konusu maddeler, sentetik liflerden oluşan kompozit malzemelerdir: Cam, kömür ve aramid lifler birleştirilerek termoplastik plastikler üretilmektedir.

Dresden Teknik Üniversitesi, bir doğal lif yapısının içine entegre edilen biyopolimer matrislerden ileri gelen alternatif malzemeler geliştirmiştir. Bu şekilde oluşturulan malzemeler tamamen yenilenebilir hammaddelere dayandığı gibi bazı özellikleri şimdiye kadar kullanılan malzemelere göre daha iyidir: Hem daha hafifler, çatlamıyorlar, keskin kırık kenarları oluşturmuyorlar ve titreşimleri sönümlendirerek gürültü azaltıcı etki yapıyorlar, hem de sonuçta belirgin ölçüde daha iyi bir enerji bilançosuna sahipler.

Sürdürülebilirlik açısından bu ve buna benzer kompozit malzemeler pek çok bakımdan diğer malzemeleri geride bırakmakta olup; homojen bir ayrıştırma ve böylece malzeme döngülerine mükemmel geri dönüş sayesinde, klasik ürünler karşısında büyük farkla öne çıkmaktadırlar. Eski ürünlerde ise ürün ömrünün sonunda anlamlı bir geri dönüşüm imkânı hemen hemen hiç mevcut değildi.

Bu arada; su yosunları (algler), son derece ilginç olan bir kaynak oluşturmaktadır. Çok kolay yetiştirilmeleri, hızlı büyümeleri ve yüksek oranda CO2 bağlamaları, bu doğal hammadde kaynağının en heyecan verici kompozit bileşenlerinden biri olmasını sağlamaktadır. Su yosunlarından elde edilen alginatlar hâlihazırda ağırlıklı olarak tıbbi amaçlarla kullanılmaktadır. Bu konuda en büyük problem, yosunların bileşimlerinde oldukça büyük bir değişkenlik görülmesidir – yüksek saflıkta, özellikle de kalitesi tanımlanmış alginat üretimi yapılabilmesi, ileriye doğru atılmış büyük bir adım olacaktır. Bu mükemmel bir şekilde başarıldığında lifler tekstil makineleri üzerinde işlem görecebilecek ve örneğin yara pansuman pedleri endüstriyel ölçekte üretilebilecektir. Çeşitli araştırma işbirliği grupları 2013 yılından bu yana yenilikçi biyoteknolojilerle gereken optimizasyonu elde etmek üzere çalışmalar yürütmektedir.

Güçlü bir kompozit malzeme: Yeni özellikler kazandırılmış tekstil beton

Tekstiller ve kompozit malzeme kullanımı sayesinde daha fazla çekme ve bükme dayanımı

Tekstil beton çok yönlü çeşitleriyle yeni türden prefabrik yapı elemanları, tadilat için son derece ince beton tabakaları ve inşaatta çağdaş tasarım imkânları sağlamaktadır. Böylelikle geleneksel beton malzemesiyle tasarımın potansiyellerini ve seçeneklerini de değiştirmektedir. Klasik çelik donatılı betonarme karşısında tekstil takviyelerin büyük avantajı, korozyona uğramıyor olmalarıdır. Gittikçe daha az malzeme gideriyle daha büyük taşıma kapasiteli yapılar elde etme isteği, sonunda farklı malzemelerin olumlu özelliklerini birleştiren bu kompozit malzemelerin geliştirilmesine yol açmıştır.

Bugünkü teknoloji olan çelik donatılı betonarme, 30 cm asgari kalınlık gerektirken çekme kuvvetlerini karşılayabilecek durumda değildir. Modern beton tasarım ve kullanımları artık başka takviye öğelerini gerektirmektedir. Tekstil beton – karbon lif takviyeli beton adıyla da bilinir– bir mineral matris ve onun içine gömülü tekstil takviyeden oluşan yüksek performanslı bir kompozit malzemedir.

Malzemenin işlevselliğinin önkoşulu tekstil takviye ve beton matris arasında iyi bir bağlanma gerçekleşmesidir. Bu nedenle tekstil beton için 5 mm tane büyüklüğüne sahip çok akışkan ince betonlar kullanılır. Bu iki bileşenin kombinasyonu, yeni malzemenin başlıca yapısal ve mimari özelliklerini belirler.

2030 yılına kadar yeni inşaatlarda çelik donatılı betonarmenin en az yüzde 20’sinin yerine karbon lif takviyeli beton geçirilebileceği öngörülüyor. Tekstil betondan üretilen hafif yapı elemanları, enerji tüketiminin ve CO2 emisyonlarının azaltılmasıyla ve kaynakların korunmasıyla sürdürülebilir bir inşaatçılığa önemli bir katkı sağlayabilir. Ancak hâlihazırda bu malzeme sadece betonarme yapıları güçlendirmek veya taşıma kapasitesini artırmak amacıyla kullanılmak üzere tescil edilmiştir.

Tekstil beton için güncel kullanım alanları, mevcut eski yapıların onarımı ve güçlendirilmesi ve ayrıca şimdiye dek ulaşılamayan incelikte duvarları olan, yüzeye yakın takviyeleriyle serbest şekillendirilebilen ve bu sayede yeni tasarım imkânları sunan prefabrik elemanların üretimidir. Tekstil beton bugüne kadar birkaç binada başarıyla kullanılmıştır – bunlardan biri Almanya’nın Oschatz kentindeki Saksonya Eyaleti Bahçe Sergisi için yapılan bir yaya köprüsüdür.

Berlin’deki Alman Yapı Teknolojisi Enstitüsü’nde gerçekleştirilen geniş kapsamlı laboratuvar testlerinin ardından Haziran 2014’te “Tudalit” takviyeler için ilk kullanım izni verilmiştir. Bu tekstil takviyeler, özellikle betonarme yapı elemanları için çekme kuvvet alanında – ağırlıkla durağan yük altında – bir bükülme takviyesi sağlamak için kullanılmaktadır. Bu özellikle, sadece 10-20 mm tabaka kalınlığı ve yüksek derecede şekillendirilebilme özelliğine sahip malzemelerle yüksek güçlendirme değerlerinin elde edildiği bina onarımlarında ve binaların başka kullanımlar için dönüştürülmesinde avantaj sağlamaktadır.

Akıllı tekstiller - mükemmel izleme imkânı

Tekstillerin özel nitellikleri çok yönlü insan-makine arayüzlerine olanak vermektedir

Çok katmanlı tekstiller, şimdiye kadar hemen hemen hiç bilinmeyen ek ve yeni nitelikleri büyük bir gelecek vadetmektedir. Bu ürünlerle daha şimdiden sadece Avrupa pazarında 600 milyon Euro civarında (2013) ciro elde edilirken, küresel pazar için 2020 yılına kadarki ciro tahminleri 3,5 milyar Euro düzeyindedir. Bu gelişmeyi hareketlendiren sektörler tıp, spor, koruyucu iş giysileri ve otomotiv sektörleridir.

Otomobil üreticileri akıllı tekstillerden araç içi tasarımda olduğu gibi, örneğin ışık yayan fonksiyonlarda ve son derece küçük aygıtlara güç sağlama amacıyla da yararlanmaktadırlar. Ayrıca araç yolcularının izlenmesi için kompozit elyaf malzemelerin kullanımı da geleceği olan kullanım seçenekleri arasında yer almaktadır.

Teknik tekstiller ve kaplamalar her şeyden önce, önemi giderek artan tıp ve sağlık bakımı alanlarında büyük bir rol oynayacaktır. Bu tür yeni malzemeler, hastaların yaşam fonksiyonlarına ilişkin verilerin izlenmesinin yanı sıra yaraların iyileşme süreçlerinin veya hareket sekanslarının desteklenmesinde de kullanılabilirler. Bu durumda bağlantılı biyokimyasal sensörler örneğin vücut sıvılarını ölçerek bakıma muhtaç insanların sağlık durumu hakkında uzaktan bilgi verebilecekler. Teknik tıp ürünleri böylece, şimdiye kadar var olmayan özellikler kazanacak ve bu şekilde, şimdiye kadar bilinmeyen tedavi yöntemlerine yol açacaktır.

Afet durumlarında veya gündelik yaşamda yangın ve kazalara müdahale görevlerinde kurtarma görevlilerinin korunması, yaşamsal fonksiyon parametrelerinin tespit edilebilmesine izin veren özelliklere sahip tekstiller için diğer bir önemli ürün geliştirme alanıdır. Böyle bir durumda sadece korunacak kişi değil, aynı zamanda çevresi de izlenir – bu da görevliler için tehlikeli, hatta ölüm riskinin bulunduğu durumlara karşı erken uyarı sağlayabilir.

Spor, özellikle de yüksek performans sporu, akıllı tekstiller için büyük bir alan oluşturmaktadır. Bu kapsamda – tıp ve sağlık bakımı alanındakine benzer bir şekilde – vücut verilerinin izlenmesi ve nihayetinde performans parametrelerinde ulaşılacak daha iyi bir düzey ve hareket sekanslarının net bir şekilde optimize edilmesi söz konusudur. Burada, şimdiye kadar hayal bile edilemeyen insan-makine arayüzleri oluşacaktır.

Weserland GmbH ve Perlen dönüştürme AG PERLAZID® kullanımı için bir işbirliği anlaşması imzaladı

Teknik tekstiller, halılar ve lateks uygulamaları için yeni antiseptik katkı

perlazid logoHaziran 2015 itibarıyla Weserland şirketinin ürün portföyü, en farklı teknik tekstil ürünleri, halıları ve lateks ürünlerini çok sayıda kalıcı antiseptik yüzeylerle donatma olanağı ile genişlemiştir. Bunun için PERLAZID® adı altında uygun bir çözümü sunan İsviçreli uzman şirket Perlen Converting AG’ nin yetkisini almıştır.

PERLAZID® nasıl çalışıyor? Gümüşün antiseptik etkisi uzun zamandan beri bilinmektedir. Bu asal metal biyolojik açıdan uyumlu bir taşıyıcı madde (tri kalsiyum fosfat, kısaca TCP) ile kombine edildiğinde meydana gelen sistem tıpkı bir Truva atı gibi işlev yapabilir. Gümüş yüklü TCP maddesi, mikrop hücreleri tarafından emilir (adeta “yenir“) ve akabinde hücreler içten içe tahrip olur. Bu da maddenin tatbik edildiği yüzey için etkin korunma sağlar.

Bu teknik yaklaşımı özel kılan özelliği, teknik tekstil ürününün yüzeyinde kalıcı olarak tutunabilmesi için antiseptik maddenin bağlayıcı madde matrisine gömülü olmasıdır.

Perlen Converting AG şirketinin bu yenilikçi ürününde bakteriler (E.Coli, S.Aureus, P.Aeruginosa) ve mantarlar (C.Albicans, A.Brasiliensis) 24 saat içerisinde neredeyse % 100 oranında yok edilir – virüslere karşı etkisinin olduğu ise henüz belgelendirilememiştir.

PERLAZID® nasıl işlenir? Müşteri talebine bağlı olarak uygun kıvamda su bazlı bir bağlayıcı madde matrisi tercih edilebilir. Kimyasal baz açısından (akrilat, lateks, poliüretan, vs.) polimer türü ve dokunsallık ya da yüzey özellikleri bakımından bu aşamada hiçbir sınır yoktur. Teknik tekstil ürününe tatbik edilmesi emprenye ya da tercihen kaplama (köpük tatbiki, macun sürme, emdirme, püskürtme, vs.) yöntemleriyle, en iyisi kurutma kanalında yapılan müteakip kurutma işlemi ile birlikte gerçekleşir.

Elbette piyasada gümüş bazlı başka ürünler de vardır, ancak PERLAZID® maddesi önemli avantajları beraberinde getirir:

  • Etken maddeyi taşıyan TCP maddesi, insan kemiklerinde neredeyse % 75 oranında bulunan doğal bir bileşimdir. Bu nedenle kullanılan gümüş konsantrasyonu geleneksel ürünlerdeki değerin yaklaşık % 10’una kadar düşürülebilmektedir.
  • Etken madde göç etmez, yani insan veya hayvan organizması tarafından emilmez.
  • Etkililik yukarıda tarif edilen etki mekanizma sayesinde saf gümüş uygulamalarına göre çok daha yüksektir.

Diğer özellikleri şunlardır:

  • 1,5 – 9,0 arası pH aralığına direnç
  • +680 °C’ye kadar sıcaklığa dayanıklılık
  • Kullanım miktarı 1 – 2 gr kuru/m²
  • Kalıcı etki (yapağı kumaşlarda beş yıla kadar sürer)
  • ISO 10993, bölüm 4, 5, 10 ve 11 uyarınca biyolojik açıdan uyumlu
  • Etken madde esas olarak suda çözünmez özelliğe sahiptir; yine de gümüş çözülürse, derhal havada ve suda bulunan kükürt bileşimleri ile reaksiyona girer ve zararıs gümüş sülfür meydana gelir.
  • Cilt tahrişlerine neden olmaz